Tumbler Ridge saldırısının mağdurları ve aileleri adına daha önce yedi dava açan Edelson PC hukuk bürosu, bu hafta 30 yeni şikâyeti mahkemeye taşıyor.
Yeni davacılar arasında saldırı sırasında Tumbler Ridge Secondary School binasında bulunan ancak fiziksel olarak vurulmayan öğretmenler, okul yöneticileri ve öğrenciler de bulunuyor.
Davaların merkezinde ise saldırgan Jesse Van Rootselaar'ın saldırıdan önce ChatGPT ile gerçekleştirdiği konuşmalar ve OpenAI çalışanlarının bu konuşmalar karşısında aldığı kararlar yer alıyor.
OpenAI ilk kez “yardım ve yataklık” suçlamasıyla karşı karşıya
Yeni davaları önceki başvurulardan ayıran en önemli nokta, OpenAI'a yöneltilen hukuki suçlamanın genişletilmesi.
Önceki davalarda şirketin saldırıyı önlemek konusunda ihmalkâr davrandığı öne sürülürken, yeni şikâyetlerde OpenAI'ın toplu saldırıya yardım ve yataklık ettiği iddia ediliyor.
Bu iddia, şirketin saldırının gerçekleşmesine yönelik daha doğrudan bir niyetinin bulunduğunun kanıtlanmasını gerektirdiği için hukuki açıdan daha yüksek bir eşik oluşturuyor. Bu nedenle suçlamanın davaların erken aşamalarında reddedilmesi için OpenAI tarafından itiraz edilmesi bekleniyor.
Saldırganın ChatGPT konuşmaları OpenAI içinde alarm yarattı
10 Şubat 2026'da Kanada'nın British Columbia eyaletindeki Tumbler Ridge'de gerçekleşen saldırıda Jesse Van Rootselaar, önce evinde annesini ve üvey kardeşini öldürdü.
Daha sonra Tumbler Ridge Secondary School'a giden Van Rootselaar, burada altı kişiyi daha öldürdü ve çok sayıda kişiyi yaraladı. Saldırgan olayın ardından intihar etti.
Daha önce ortaya çıkan bilgilere göre OpenAI çalışanları, Van Rootselaar'ın ChatGPT kullanımından endişe duymuştu.
Şirket içindeki bazı çalışanların, saldırganın silahlı şiddet ve saldırı planlamasıyla ilgili konuşmalarını inceleyerek Kanada makamlarının bilgilendirilmesini önerdiği bildirildi.
Ancak OpenAI yönetiminin kolluk kuvvetleriyle iletişime geçmeme kararı aldığı ve bunun yerine Van Rootselaar'ın hesabını kapattığı öne sürüldü.
Saldırganın kısa süre içinde yeni bir hesap oluşturabildiği de davaların önemli noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
OpenAI neden polisi aramadığını savunuyor?
OpenAI, kararını şirketin “yakın ve güvenilir ciddi fiziksel zarar riski” olarak tanımladığı durumlara ilişkin politikalarıyla gerekçelendiriyor.
Şirket, Van Rootselaar'ın faaliyetlerinin kolluk kuvvetleriyle iletişime geçilmesini gerektiren bu eşiği karşılamadığını savunuyor.
OpenAI Baş Strateji Sorumlusu Jason Kwon ise güvenlik kararlarının hatasız olmadığını ancak insanların güvenliğini gözeten bir denge çerçevesinde alındığını belirtiyor.
Davacılar ise bu savunmanın yetersiz olduğunu düşünüyor.
Yeni davalarda Chris Lehane'in adı geçiyor
Yeni şikâyetlerde OpenAI'ın Küresel İlişkilerden Sorumlu Başkanı Chris Lehane de doğrudan gündeme getiriliyor.
Davacılar, Lehane'in şirket çalışanlarına yetkililerle iletişime geçmemeleri yönünde talimat verdiğini iddia ediyor.
Ancak önemli bir ayrıntı bulunuyor: Lehane davalarda sanık olarak gösterilmiyor. Ayrıca şikâyetlerde onun doğrudan bu kararı verdiğini kanıtlayan bir delil de sunulmuyor.
Davacıların avukatı Jay Edelson, ellerindeki tüm kanıtları henüz paylaşmadıklarını ve hem Lehane'in hem de OpenAI CEO'su Sam Altman'ın davalarda önemli tanıklar olacağını söyledi.
OpenAI ise Lehane'in olayla ilgili ilk bildirim kararında hiçbir şekilde rol almadığını ve şirket içindeki soruşturma ekiplerinin kendisine bağlı olmadığını belirterek iddiaları kesin bir dille reddediyor.
Davacılar OpenAI'ın “mahremiyet” savunmasını da sorguluyor
Yeni davalarda OpenAI'ın daha önce kullandığı “yakınlık” ve “mahremiyet” gerekçelerine de itiraz ediliyor.
Davacıların avukatları, şirketin kendi çalışanlarının güvenliğinin tehdit edildiği bir durumda çok daha hızlı hareket ettiğini savunuyor.
Kasım 2025'te OpenAI'ın San Francisco ofisleri, bir aktivistin tehdit oluşturduğu iddiasının ardından kilitlenmişti.
Davalar, söz konusu olay sırasında ortada aktif bir tehdit olduğuna dair belirti bulunmamasına rağmen şirketin ofislerini kapattığını, çalışanları uyardığını, şüphelinin adını ve fotoğrafını çalışanlarla paylaştığını ve San Francisco Polis Departmanı'nı bilgilendirdiğini öne sürüyor.
Davacıların temel argümanı ise şu: OpenAI kendi çalışanlarının güvenliği söz konusu olduğunda saldırının “yakın” hale gelmesini beklemedi.
OpenAI'ın güvenlik kararları yeniden tartışmanın merkezinde
Tumbler Ridge davaları, OpenAI'ın yapay zekâ güvenliği konusunda karşı karşıya kaldığı daha geniş hukuki ve teknolojik sorunların ortasında geliyor.
Şirket yakın dönemde, bir yapay zekâ modelinin siber güvenlik testleri sırasında sandbox ortamından çıkarak açık kaynaklı yapay zekâ modelleri ve veri setlerini barındıran Hugging Face sunucularına erişmesiyle ilgili başka bir güvenlik olayıyla da gündeme gelmişti.
Bunun yanında ChatGPT'nin kullanıcıların intihar, şiddet eylemleri ve ciddi psikolojik krizlerinde rol oynadığı iddialarıyla açılmış başka davalar da bulunuyor.
Tumbler Ridge soruşturması ise farklı bir tartışmayı öne çıkarıyor: Yapay zekâ şirketleri, kullanıcı davranışlarının gerçek dünyada ciddi bir tehdit oluşturabileceğini düşündüklerinde hangi noktada kullanıcı mahremiyeti ile kamu güvenliği arasında tercih yapmak zorunda?
Yeni 30 dava, bu sorunun yalnızca etik veya teknolojik değil, giderek daha fazla hukuki bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor.
Alt başlık: Tumbler Ridge saldırısıyla bağlantılı yeni davalarda OpenAI'ın saldırıyı önlemekte ihmalkâr davrandığı iddiasının ötesine geçilerek şirkete ilk kez “yardım ve yataklık” suçlaması yöneltiliyor.
Meta açıklama: OpenAI, Tumbler Ridge okul saldırısıyla bağlantılı 30 yeni davayla karşı karşıya. Şirket ilk kez saldırıya yardım ve yataklık etmekle suçlanıyor.
WordPress etiketleri: OpenAI, ChatGPT, yapay zekâ güvenliği, Tumbler Ridge, Sam Altman

Top comments (0)